Devlet Bahçeli ve 18 yıllık AKP iktidarı

MHP lideri Devlet Bahçeli özellikle son 4 yıldır muhalefet tarafından büyük eleştiri alıyor. Nedenini ise taraf değiştirmesi olarak gösteriyorlar. Peki bu sadece son 4 yıldır mı böyleydi? Hadi 18 yıllık AKP iktidarında, Devlet Bahçeli’nin ön plana çıkan hamlelerine bir göz atalım.

2002: Son koalisyon hükümeti ve erken seçim

2002 yılı geldiğinde hükümetin 3 ortağı vardı; büyük ortak DSP’li Bülent Ecevit, ikinci büyük ortak MHP’li Devlet Bahçeli ve ANAP’lı Mesut Yılmaz. 2002 yılında TBMM, Bülent Ecevit’in rahatsızlığı ile çalkalanıyordu. DSP milletvekilleri Bülent Ecevit’in rahatsızlığı ve ilerleyen yaşına rağmen görevinden çekilmemesine tepki olarak istifa etmeye başladılar. Bu istifalar sonucunda DSP grubunun sayısı yarı yarıya azaldı. Bunlar yaşanırken ikinci büyük ortak Devlet Bahçeli partisinin Bursa teşkilatının bir kurultayında 3 Kasım 2002’de erken seçim yapılması için çağrı yaptı.

16 Temmuz 2002’de koalisyon hükümetini oluşturan üç partinin genel başkanları arasında yapılan zirve toplantısında 3 Kasım’da erken seçim yapılması kararı alındı. 31 Temmuz 2002’de TBMM Genel Kurulu’nda yapılan oylamada, erken seçim önergesi oylamaya katılan 514 milletvekilinden 449’unun kabul oyuyla kabul edildi.

3 Kasım 2002 seçimlerine tam 18 parti katıldı, oyların %45’i, %10’luk seçim barajına takıldı ve sonucunda meclise 2 parti girebildi; 2001’in Ağustos ayında kurulan ve siyasi yasaklı lideri ile Adalet ve Kalkınma Partisi ile Deniz Baykal liderliğinde Cumhuriyet Halk Partisi. Milliyetçi Hareket Partisi ve lideri Devlet Bahçeli meclis dışında kalmıştı. Çok yeni bir parti olan AK Parti oyların neredeyse %35’ini almıştı ve muhteşem bir ekiple tek başına hükümet olarak, Türkiye’de koalisyona bir son vermişti. Parti lideri Recep Tayyip Erdoğan’ın siyasi yasağı sebebiyle milletvekili olamamasından dolayı Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer hükümeti kurma yetkisini Abdullah Gül’e verdi. Devam eden süreçte AKP, bir sandığı kırılması ve bir köyde sandık kurulunun oluşturulmaması üzerine Siirt seçimlerinin yenilenmesi konusunda YSK’na başvuruda bulundu. YSK başvuruyu kabul etti. AK Parti Siirt’te yapılacak ara seçim öncesinde Deniz Baykal liderliğindeki CHP’nin desteğiyle yapılan anayasa değişikliğiyle Erdoğan’ın milletvekili seçilmesinin önündeki engeli kaldırdı. 9 Mart 2003’te yenilenen ve yalnızca 4 partinin katıldığı seçimler sonucunda Adalet ve Kalkınma Partisi 3 milletvekilliğini de kazandı, böylece Adalet ve Kalkınma Partisi’nin milletvekili sayısı 365’e yükselirken, Cumhuriyet Halk Partisi’nin milletvekili sayısı 177’e, bağımsızların sayısı ise 8’e geriledi. Aynı seçimde Recep Tayyip Erdoğan da Siirt’ten TBMM’ne seçildi. Recep Tayyip Erdoğan milletvekili seçildikten sonra partinin lideri oldu, hükümeti kurma yetkisi bu kez ona verildi ve Başbakanlık koltuğuna oturdu.

2007 yılı: 367 krizi ve erken seçim

2007 yılında Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer’in görev süresi 16 Mayıs’ta dolacak ve TBMM’de yapılacak oylama ile yeni bir cumhurbaşkanı seçilecekti. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 102. maddesine göre cumhurbaşkanı seçilebilmek için, ilk iki turda nitelikli çoğunluk (367 oy), sonraki iki turda ise salt çoğunluk (276 oy) aranıyordu. Eski Yargıtay Başsavcısı Sabih Kanadoğlu, Cumhuriyet’te yayımlanan bir yazısında, anayasada belirtilen 367’nin sadece karar yeter sayısı değil, aynı zamanda toplantı yeter sayısı olduğunu ortaya attı. Bu görüşe göre oylamalara en az 367 kişinin katılması gerektiği, aksi halde sonucun geçersiz olacağı iddia edildi. Böylece meclisteki sandalye sayısı 354 olan iktidar partisi, tek başına kendi oylarıyla cumhurbaşkanı seçemeyecekti. Aynı dönemde ana muhalefetin lideri Deniz Baykal, iktidar partisinin uzlaşma olmadan kendi adayını çıkarması durumunda oylamalara katılmayacaklarını ve 367 tartışmalarının ciddiye alınması gerektiğini söyledi. Deniz Baykal’ın aksine AK Parti kendi çizgisinden birini cumhurbaşkanı adayı olarak göstermek istiyordu.

İktidar partisi dönemin Dışişleri Bakanı olan Kayseri milletvekili Abdullah Gül’ü aday gösterdi. İlk tur oylama 27 Nisan’da yapıldı. Toplam 361 oy kullanılırken, Abdullah Gül 357 oy aldı. Oylamanın hemen sonrasında, CHP 367 iddiasıyla seçimi Anayasa Mahkemesine taşıdı.

Aynı günün akşamı Genelkurmay Başkanlığı internet sitesinde, daha sonra e-muhtıra olarak anılacak bir basın açıklaması yayınlandı. Açıklamada seçimlerde laikliğin tartışma konusu yapıldığı ve Genelkurmayın bu konuda taraf olduğu söylendi. Anayasa Mahkemesi 1 Mayıs’ta verdiği kararla, 367 iddiasını kabul ederek yapılan birinci tur oylamayı iptal etti. Bunun üzerine 6 Mayıs’ta yapılan iki yoklamada da toplantı yeter sayısının (367) bulunamayışı yüzünden 11. Cumhurbaşkanı seçilemedi. Tüm bu yaşananların üstüne TBMM Başkanı Bülent Arınç seçim süreci için yeniden takvim belirleneceğini söyledi. AK Parti erken seçime yeşil ışık yaktı ve Başbakan Erdoğan erken seçim için derhal TBMM’ne başvuracaklarını açıkladı.

22 Temmuz 2007’de Türkiye seçime gitti. Seçim sonuçları açıkladığında CHP’nin hiç beklemediği şeyler oldu. AK Parti ise sonuçtan gayet memnundu. AK Parti neredeyse %47 oy almıştı, CHP yaklaşık olarak %21 oy almıştı. CHP’nin ortak aday baskısını boşa çıkaran olay ise Devlet Bahçeli liderliğindeki MHP’nin %14.27 oy alarak TBMM’nde 71 sandalye alması oldu. Bir önceki seçimlerdeki oyunu neredeyse ikiye katlayan MHP ve Devlet Bahçeli cumhurbaşkanlığı oylamasının kaderini hatta ülkenin kaderini değiştirdi. MHP, TBMM Genel Kurulu’na katıldı ve oylama için gereken yeterli çoğuluk olan 367 sayısına ulaşıldı, sonuç mu? Türkiye Cumhuriyeti’nin 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül olmuştu.

Hrant Dink cinayeti , 367 krizi, Dağlıca baskını ve 8 askerin kaçırılması, Malatya Zirve Yayınevi katliamı gibi olaylar ile sorunlu geçen 2007 yılında çok önemli bir olay daha yaşandı; 2007 referandumu. AK Parti önerisi ile yapılan anayasa değişiklikleri halkoyuna sunuldu. Devlet Bahçeli referanduma son bir kaç gün kala seçmenini “Hayır” demeye çağırdı. Katılımın düşük olduğu referandumda %69 evet oyu çıktı. Bu referandumun sonucuna göre artık cumhurbaşkanını halk seçecek, cumhurbaşkanının, cumhurbaşkanlığı dönemi sonucunda siyasi hayatı bitmeyecek ve 2 dönem cumhurbaşkanlığı yapabilecek, 7 yıllık cumhurbaşkanlığı süresi 5 yıla düşürülecek, milletvekili seçimleri 5 yıl yerine artık her 4 yılda bir yenilenecekti.

2014: Cumhurbaşkanlığı seçimleri

Türkiye 2014 yılına gelene kadar çok fazla olay yaşadı. Hatta bunlar Türkiye Cumhuriyeti tarihine geçecek olaylardı. Gezi Parkı olayları , 17-25 Aralık skandalı, paralel devlet söylemleri, Suriye iç savaşı ve sınırda bekleyen göç dalgası. O günde bugünde baktığımızda 12 senedir süren AK Parti ve Recep Tayyip Erdoğan fırtınasına dur demek için muhalefetin eline büyük bir fırsat geçmişti. İktidar büyük bir sallantıdaydı, Tayyip Erdoğan, başbakanlığı döneminde hiç olmadığı kadar gergindi. Artık muhalefetin tabanı iktidara yıkıldı gözüyle bakmaya başlamıştı, hatta üflesen yıkılacaktı. Muhalefet tabanı 2014 cumhurbaşkanlığı seçimlerinden çok umutluydu. Ana muhalefet partisi CHP ve meclisteki diğer muhalet partisi MHP çatı aday konusunda anlaştı. Devlet Bahçeli’nin ağzından, İslam İşbirliği Teşkilatı Genel Sekreteri Ekmeleddin İhsanoğlu’nun adı duyuldu. Daha sonra İstiklal Marşı’nı dahi bilmeyen bu zat için CHP “benim önerim” dedi ve çatı aday belirlendi. MHP ve CHP dahil tam 14 parti destek oldu İhsanoğlu’na. Daha önce 12 yıllık iktidarı bitime fırsatına hiç bu kadar yaklaşamamışken, Devlet Bahçeli’nin önerisi ile bir kumar oynadı(öyle diyelim) muhalefet. Kamuoyu olmayan bir aday çıkardılar ve kendi seçmenini bile ikna edemeden seçime girdiler. Tabi ki yine kaybettiler. 10 Ağustos 2014’te yapılan cumhurbaşkanlığı seçiminde İhsanoğlu “denize düşen yılana sarılır” misali ile dahi aldığı oy oranı %38.44’de kalmıştı, Recep Tayyip Erdoğan ise %50 barajını aşmıştı. Türkiye Cumhuriyeti’nin 12. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan olmuştu.

2015: 7 Haziran, koalisyon ve 1 Kasım

AK Parti’nin genel başkanı Erdoğan’dan sonra Ahmet Davutoğlu olmuştu. Davutoğlu’nun ise iktidar partisinin başında ilk seçim heyecanıydı. AK Parti tabanının gözünde Davutoğlu, Erdoğan’dan sonra çok sönük kalıyordu, o karizmatik lider artık yoktu. Ancak tabanda mutlak inanç Davutoğlu’nun Erdoğan ile koordineli çalıştığı yönündeydi.

Türkiye Cumhuriyeti siyasi tarihinde 24. kez genel seçime gidiyordu. 7 Haziran tarihinde yapılan genel seçimlerde halkın HDP boykotu işe yaramıştı. Meclise 4. parti girmişti ve AK Parti %40 oya rağmen tek başına iktidar olamıyordu. O dönem BDP milletvekillerini bünyesinde toplayan ve Kürtçü kimliğinden çok solcu kimliği ile bir imaj yaratmak isteyen HDP meclisteydi. Halkın bir kısmı mutluydu, bir kısmı koalisyon ve HDP’nin 4. parti olması konusunda “biz ne yaptık” diyerek kendini sorguluyordu, bir kısmı ise HDP meclise girdiği için çok öfkeliydi. Bu ortamda Cumhurbaşkanı Erdoğan hükümeti kurma yetkisini seçimde birinci parti olan AK Parti’nin genel başkanı Ahmet Davutoğlu’na verdi. Davutoğlu kalıcı bir koalisyon hükümeti kurmaya “uğraşıyordu”. Bahçeli koalisyon teklifine, şartlarının kabul edilmesi karşılığında onay verdi. Şartları ise şunlardı;

-Anayasa’nın ilk dört maddesi değiştirilemez, değiştirilmesi teklif dahi edilemez. Bu, MHP’nin vazgeçilmez şartıdır.

-Çözüm süreci eksiksiz ve bahanesiz olarak ortadan kaldırılması, Sürecin tümüyle tasfiyesi, müzakere kabul etmeyen talep ve isteğimizdir.

-Toplum hayatını felç eden, adalet ve ahlak kurallarını hiçe sayan rüşvet ve yolsuzluk iddialarının 17-25 Aralık kapsamında tekrar ele alınarak, ucu kime dokunursa dokunsun üzerine gidilmesi tartışmasız isteğimizdir.

-Anayasal yetki ve sorumluluklarını inat ve ısrarla çiğneyen, hiçbir kural tanımayan Cumhurbaşkanı’nın, görevinin gerektirdiği meşru ve hukuki zeminde bulunmasının yanı sıra kuvvetler ayrılığı prensibinin parlamenter
demokrasiyle muhafazası, sağlıklı bir koalisyon için aradığımız temel kriterdir.

Bu şartlar karşısında çıkmaza girildi. Cumhurbaşkanı Erdoğan güvenoyu alabilecek bir hükümetin kurulamaması nedeniyle erken seçim kararı aldı. Davutoğlu başbakanlığında koalisyon seçim hükümeti kuruldu ve Türkiye 1 Kasım’da tekrar genel seçime gitti.

Devlet Bahçeli’nin koalisyonu reddetmesi sonucu gerçekleşen 1 Kasım genel seçimlerinde, TBMM’ne tekrar 4 parti girdi. HDP tekrar meclise girmişti fakat artık AKP %49.50 ile tek başına hükümet kurma yetkisini eline almıştı, halk o “çok çektiği” koalisyon günlerine geri dönmemişti.

2016: 15 Temmuz

“Yüce Divan’da yargılayacağım, hesap sormazsam namussuzum” sözleri 15 Temmuz’a kadardı. Bahçeli’nin dediğine göre 15 Temmuz’dan sonra yeni bir perde açılmıştı ve iktidara kayıtsız, şartsız destek verecekti. Yine dediğine göre iktidara karşı o günlerde söylediği sözlerin hala arkasındaydı. 15 Temmuz’dan sonra Bahçeli-Erdoğan ilişkisini yazmaya gerek yok; zaten herkesin malumu.

15 Temmuz’dan sonra yeni bir perde açılmış olabilir, fakat burada anlattığım tüm olaylara göre bence yeni açılan perde; hala aynı tiyatro oyununun bir parçası.

 

Devlet Bahçeli ve 18 yıllık AKP iktidarı” için 4 yorum

Kendininkini ekle

  1. Buzdağının görünen kısmı derler ya, tam da öyle aslında, geçmiş yıllarda resmi olarak bilinenlerin haricinde yapılan görüşmeler sır gibi saklandı, birkaç ufak belirti göstermese haberimiz bile olmayacaktı. Devlet Bahçeli ciddi anlamda çok zeki bir adam iktidarla yakın olmasının sebebi olarak iki şey söylenmişti ilki sahiden taraf değiştirdi. İkincisi ise ülkücülerin yanında akpartili dediğimiz sağcı kesimi yanında tutmak. Okuduğum röportaj, dinlediğim konuşmalar hep aksini söylüyordu, daha detaya inince farkettim ki; Cumhurbaşkanının bir partisi var her ne kadar demokratik ülke olarak adlandırılsakta ancak TBMM de konuşabilmek, kabul ettirebilmek, reddettirebilmek için hep bir yan partiye ihtiyacı olan akparti var. Bahçeli’nin istemediği hiçbir şey olmuyor. Önce onun istemesi gerek; haberler de çıkmasada bir çoğumuzun tahmin ettiği hatta bildiği son zamanlarda çıkan af Çakıcı şartı kabul edilmeseydi o af çıkabilir miydi muamma gibi açık bir örnek verilebilir. Bahçeli bu ülkenin hem en muhalif hem en iktidarıdır.

    Liked by 1 kişi

    1. Aynı şekilde düşünüyorum. Devlet Bahçeli yıllarca muhalefet olarak yapamadığını son 4 senedir yaptı. AKP ve fetöden boşalan kadrolara kendi adamlarını yerleştirdi. Her şey büyük bir resim için.

      Liked by 1 kişi

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

WordPress.com'da bir web sitesi veya blog oluşturun

Yukarı ↑

%d blogcu bunu beğendi: